safiye 的个人资料safiye adlı kullanıcının...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


12月29日

...

 
 
12月21日

Unutmamak

 
 
 
Bir sabah yaşlı bir bey,sabah erken evinden çıkmış,yolda yürürken bir bisikletin kendine çarpması ile yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış.
Sokaktan geçenler,tavırlarıyla insanda saygınlık uyandıran bu adamı hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar.
Hemşireler adamcağızın yarasına pansuman yapmışlar,ama
"Biraz beklemesini ve röntgen çekerek herhangi bir kırık veya çatlak
olup olmadığını inceleyeceklerini" söylemişler.
Yaşlı adam huzursuzlanmış ve "acelesi olduğunu,tetkik istemediğini" söyleyerek
 kalkmak istemiş.
 
 
Hemşireler bugün tatil olduğunu hatırlatıp merakla acelesinin nedenini sormuşlar
Adamcağız da:
"Karım huzur evinde kalıyor,her sabah onunla kahvaltı etmeye giderim,
geç kalmak istemiyorum" demiş.
Hemşirelerden biri:
"Karınız,siz gecikince merak edecegini düşünüyorsunuz heralde,
telefon edip haber verelim"demiş,
 
 
Adam üzgün bi ifade ile
"Ne yazık ki karım alzheimer hastası ve benim kim olduğumu bilmiyor.
ben bakamadığım için huzur evinde tedavi görüyor"demiş.
Hemşireler oldukça şaşkın bir halde:
"Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor,neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşturuyorsunuz?"demişler.
Adam buruk bi sesle
"Ama ben onun kim olduğunu biliyorum"demiş.
 
 
BÖYLESİ SEVGİ BULUTLARI ÜZERİMİZDEN HİÇ EKSİK OLMASIN ...
 
12月17日

Delinin veliye tavsiyesi

 
y1pJblfSGCwSO3WxsZ8SctID85DwZ7KUkTXlSKsLXqZ5rksl73Mg7t9r9q8PkZ157Zl[1]
 
 

Bayezid-i Bestamî hazretleri. Büyük velilerden. Bir gün tımarhanenin önünden ge

 

çiyor. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla birşeyler dövdüğünü görüyor:

-Ne yapıyorsun?

Hizmetçi:

-Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum.

-Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin?

-Hastalığını söyle.

-Benim hastalığım günah hastalığı... Çok günah işliyorum..

-Ben günah hastalığından anlamam... Ben delilere ilâç hazırlıyorum..

Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli,(!) Bayezid-i Bestamî hazretlerine:

-Gel dede, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim, diye seslendi.

Bayezid-i Bestamî hazretleri, delinin yanına sokularak:

-Söyle bakalım, benim derdime çare nedir? dedi.

Deli(!) şu ilâcı tavsiye etti:

-Tevbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır... Kalb havanında tevhîd tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında pişir... Akşam-sabah bol miktarda ye... O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz, dedi.

Bu güzel ilâcı öğrenen Bayezid hazretleri:

-Hey gidi dünya hey! Demek, seni de deli diye buraya getirmişler, deyip oradan ayrıldı.

Bu ilâç, halen günah hastası olanlara tavsiye olunmaya değer bir ilâçtır. Yani bu formülün hükmü hâlâ devam etmektedir.

 
12月7日

Hayırlı bayramlar


 

bayramxz9[1]
 
 
 
 
a000002[1]                  Komik_Karikatrler_Karikatr_Resimleri_kurban[1]
 
 
inek8oq[1]
 
 
KURBAN_4%20(2)[1]
 
 
 
bayramm1hf[1]
 
 
 
sutmevzusu[1]           y1pkYGDNkNjrhWFEGCJPccbixUH6lkBMxBd7Zg2kidTmTC0LMJ-8owh5D8rCCqVAsj1[1]
 
00020242[1]HERKESE HAYIRLI BAYRAMLAR00020233[1]
 
 
11月30日

4 mevsim

 
 

Bir zamanlar 4 Oğlu olan bir adam varmış..
Çocuklarının çok erken karar vermemeleri ve önyargılı olmamaları için onları bu konuda eğitmek istemiş.
Böylece her birini uzak bir yerde duran Ağacın yanına gidip ona bakmalarını istemiş. .


İlk oğlan Kışın gitmiş, İkincisi İlkbahar, üçüncüsü yazın ve sonuncusu sonbaharda.
Geri döndüklerinde hepsini bir araya çağırmış ve ne görüklerini sormuş.
İlk Oğlan Ağacın çok çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söyledi.


İkinci oğlan Hayır yeşillikle doluydu ve canlıydı dedi.


Üçüncü oğlan başka fikirdeydi. Çiçekleri vardı ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhteşemdiki,
daha önce hiç böyle bir şey görmemişti.


Sonuncu Oğlan hepsinin haksız olduğunu ve ağacın meyvelerle dolu, canlı ve hayat dolu olduğunu belirtti.


Yaşlı Adam Oğullarına hepsinin haklı olduğunu söyledi. Çünkü hepsi farklı mevsimlerde ağacı görmeye gitmişti.
Onlara bir Ağacı veya bir İnsanı, kısa bir süre veya bir mevsim tanıdıktan sonra yargılayamayacaklarını anlatmaya çalıştı. Yada neye sahip olup olmadıklarını.
Gerçekleri ancak sonunda, 4 mevsimi gördükten sonra görürsünüz.


Eğer kışın vazgeçersen İlkbaharın nimetinden olursun, Yazın Güzelliğinden ve Sonbaharın bütünlüğündende.
Bir mevsimin acısının, diğer güzel mevsimleri parçalamasına izin vermeyin.
Hayatınızı bir mevsim(bir dönem) yüzünden yargılamayın.
Unutmayınki ilerde şuanki zamanı arayabilirsiniz.
Yada daha güzel günlerde yaşayabilirsiniz..
 
11月24日

ESMA-ÜL HÜSNA


 

[Resim: 54130292dz5.jpg]
[Resim: 60819453oh8.jpg]
[Resim: 37705541av5.jpg]
[Resim: 41780657bc6.jpg]
[Resim: 43170801yy9.jpg] 
[Resim: 49871771tr3.jpg]
[Resim: 68445424le5.jpg]
[Resim: 76485860qd9.jpg]
[Resim: 63142940ck2.jpg] 
[Resim: 10bp0.jpg]
[Resim: 11wd5.jpg]
[Resim: 12yx3.jpg]
[Resim: 13yu7.jpg]
[Resim: 14xx5.jpg]
[Resim: 15yj5.jpg]
[Resim: 16dr8.jpg]
[Resim: 17tz2.jpg]
[Resim: 19bz5.jpg]
[Resim: 18uf4.jpg]
[Resim: 20gi8.jpg]
[Resim: 21jm9.jpg]
[Resim: 22gc4.jpg]
[Resim: 23nw5.jpg]
 
[Resim: 24jp3.jpg]

[Resim: 26ds7.jpg]
[Resim: 27vx4.jpg] 
[Resim: 28ng7.jpg]

[Resim: 30sm8.jpg] 
[Resim: 31oh3.jpg]
[Resim: 32gj3.jpg]
[Resim: 33fo3.jpg] 
[Resim: 34is7.jpg]
[Resim: 35ha9.jpg]
[Resim: 36ag1.jpg] 
 
11月8日

Başı Yerde Aşık


 

http://farm4.static.flickr.com/3205/2618761169_30fef17dcf.jpg?v=0

Gerçek sevgi, sevenin varlığını kaplayan, ondan taşan, dışa vuran ve görünür kılınan bir vetiredir. Sevme duygusundan dolayı kişinin dış dünyasına yansıyan her şey aslında soyut olanın somutlaşması, özün kabukta yansıması, siretin surete aksetmesinden ibarettir.

Bu bakımdan sevgi öncelikle seveni, sevenin sevgisi oranında da sevileni etkiler. Sevenin sevgiliye karşı takındığı tutum ve davranışlar, onun huzurunda veya gıyabında gösterilen gayret ve hizmet, bu sevginin dışa vurumunda da başlıca belirleyici unsurdur.
Eski terbiye geleneğimizde, konuşulan sözü, üç yerde baş eğerek dinlemek bir kaidedir. Bunlardan biri büyüklerin küçükleri  azarladıkları, ayıpladıkları, hatalarını ikaz ettikleri esnada küçüğün başını eğerek dinlemesidir (yazık ki modern hayatta küçükler büyüklere baskın çıkma konumundalar). İkincisi, kendisine iltifat edilen kişinin tevazu gereği başını yere indirmesi, bunun mahcubiyeti ile mahviyetkârlık göstermesidir (Bu dahi şimdilerde tersine dönmüştür). Başı yere indirmenin üçüncü sebebi asıl konumuz olan gerçek sevgi ve hürmettir.

Evet, seven her daim sevgiliye bakmayı ister, bu doğrudur; illa ki sevgili kendisine baktığı anda bakış yönünü hemen yere indirmeye yeltenir. Gerçek sevginin göstergesi işte bu hâldir. Göz elbette kalbin aynasıdır ve elbette sevenin kalbi sevgiliye yönelik olmak, her daim ona bakmak arzusu güder; ne var ki iş tersine döndüğünde, yani sevilen lutfedip sevene baktığında, sevenin sevgi dolu kalbi, sevgilinin kalbindeki celale, onun haşmet ve heybetine dayanmakta zorluk çeker.

 
http://img176.imageshack.us/img176/7210/i72897392613486ds0.jpg
 
 Sevenin bu heybetten utanması, kendisini sevgilinin celali karşısında saygıya ve dolayısıyla gözlerini yere indirerek mahviyet göstermesine vesile olur. Aksi takdirde gerçek sevgi taşıyan bir kalb, sevdiğinin yüzüne bakmaya dayanamaz, yerinden fırlayacakmış gibi çırpınmaya başlar, kaynar, fokurdar.
 
Hani eskilerin Efendiler Efendisi’nin güzel adı anıldığında sağ ellerini kalplerinin üstüne bastırma halleri vardır ya; işte bu tavır, Sevgili’nin adı anılınca kalbi yerinden oynatan gerçek sevginin zaruri bir neticesidir. Öte yandan gözler, delalet ettikleri gerçekleri dilden daha net açıklarlar. Sevgilinin gözlerine bakıp da sevgisinin karşılığı olan gerçeği öğrenmek yerine sevgilinin sözlerini dinleyerek umuda yapışmak, elbette sevgi işine daha layıktır. Dilden dökülenleri te’vil etmek, veya nalıncı keseriyle yontmak mümkündür, ama gözlerin anlattığını hiçbir yorum zerre miktar yerinden oynatamaz. Üstelik sözler bazen meramın tam tersini ifadelendirebilir, ama gözler asla yalan söylemez.

Krallar ve sultanlar töresidir, huzura kabul edilen kişiler yere bakacaktır. Bu onları hem memnun eder hem de tebaalarına karşı heybetlerini, bir ölçüde de saygı ve sevgilerini arttırır. Nitekim yüksek makamdakilerin huzurunda onların yüzüne bakmayıp yere bakarak arz-ı hâl (arzuhal) eylemek bugün dahi edeb ve terbiye bilenlerin nihai saygı tavrıdır.
 
İmdi, sevgili adını kalbinde ve dilinde her an zikr ü tesbih eden (anan ve tekrarlayan), sevilenin emir ve isteklerini kendi arzularından önde tutan, emrine boyun eğen, bunun karşılığında maddi veya manevi herhangi bir menfaate yönelik talepler gözetmeyen, sevgili adı anıldığında bütün varlığıyla ona yönelen, bir an olsun tereddüt göstermeden onun varlığı içinde kaybolmayı isteyen, sevgiliden konuşulmayı, onun güzelliğinden, yüceliğinden, yeganeliğinden bahsedilmeyi adeta bir vecd hali gibi canla başla kabul eden bir âşıkın, başını yere eğip bütün benliğiyle, hiçbir sapma göstermeden kendini ona teslim etmesinden daha tabii ne olabilir!?..
 
Sevgilinin yaşadığı yerlere gidip onun ayak izlerine basmayı, aradaki engelleri kaldırıp vuslata kapı açacak sebeplere yapışmayı, ondan her söz edilişte heyecan ve ürpertilere düşmeyi, sevgilinin lehinde ve aleyhinde söylenenlerden etkilenip ona göre ya muavenet, ya gayret göstermeyi, velhasıl onunla sevinmeyi, onunla üzülmeyi varlığının her zerresiyle kabul eden bir âşık için başını yere indirmek de ne gam!..
 
Bunu tekkelerin önünde kuru ekmek parçası bekleyen köpekler bile yapıyor!..
 
 
İskender PALA
10月29日

Aşk Dediğin Üç Harf, Beş Nokta…‏


 

http://ayhanozturk.files.wordpress.com/2007/05/228045707_4b4dbdd8cb.jpg
 
Aşk dediğin elif gibi olmalı, dümdüz, dosdoğru…

Aşk dediğin şın gibi olmalı, şeksiz, şüphesiz ve üç noktası özü, sözü, gözü anlatmalı…

Aşk dediğin kaf gibi olmalı, kaf dağı gibi ulaşılmaz erişilmez olmalı, iki zirvesi iki nokta gibi göğe uzanmalı, biri can biri canan olmalı…   Hem kaf aşkın kalbidir onu çıkarınca gariye aş kalır mide kalır…

Aşk gönül işidir; gıdası cananın tebessümü, bir tatlı sözüdür…

Alemin var olma sebebi Aşk’tır, dünya Aşk ile döner, güneş her sabah Aşk’a gülümser, yıldızlar kara gecede Aşk’ı aydınlatır, yağmur bile Aşk’ı yeşertmek için yağar aleme…

Gülün nazı, bülbülün niyazı hep Aşk içindir… 

Şairlerin yazdığı, ressamların çizdiği hep Aşk değil midir?

 “… Aşk sözcüğü zaten sözlükte sarmaşık demekmiş.  Bir sarmaşık çınarları servileri nasıl sarmalarsa Aşk da öyle sarıp sarmalarmış çınar gibi yiğitleri, servi boylu dilberleri ve her sarmaşık sardığı ağacı kuruturmuş; sonunda dıştan yemyeşil ve güzel gösterirmiş ama içten içe kurutur, çürütür, çökertirmiş… ”

 “ … sevmenin tabakaları muhabbet, Aşk ve dert olmak üzere üç derecedir;

- muhabbet odur ki; mahbubunu görürse memnundur, görmezse kaydında değildir,

- Aşk odur ki; mahbubunu görürse memnundur, görmezse mahzundur,

- dert odur ki; mahbubunu görürse de mahzundur, görmezse de mahzundur… ”

Aşk hüznün dostudur, hasretin yoldaşı…  Gurbettir hep aşkın mekanı…  Hep biri ister, biri gözler, birden başkası düşmanıdır aşkın…

http://img2.blogcu.com/images/h/u/z/huzunbulutum/kalpqk3.jpg

Aşkın tek gıdası, ekmeği, aşı, aşığın gözyaşıdır.  Aşkın bayramı maşuğun bir tek tebessümüdür…

Aşk; görebilmektir, binlerce kişi içinde onu görebilmek, ama bazen de görmezden gelebilmektir.

Aşk dua etmektir; “Yarabbi ona da benim sevgimi ver” gibi dualar aşığın duası değildir, çünkü aşkta karşılık beklemek yoktur.  Aşığın duası her an “Yarabbi onun hakkında hep en hayrlısını nasip et, ona gelecek dertler, üzüntüler bana gelsin” diyebilmektir.  Ya da “Ben öleyim o kalsın, ben ağlayayım o gülsün” …

Ama en önemlisi Hz.Ebubekir’in duası gibi dua etmektir.  Hani diyor ya “Yarabbi benim vücudumu o kadar büyüt ki cehennemde benden başka kimseye yer kalmasın.” İşte Aşık en azından diyebilmeli ki “Yarabbi benim vücudumu iki kişilik yap eğer onun cezası varsa onun yerine de ben yanayım, yer kalmasın cehennemde o dışarda kalsın.”

Hatırlamak; unutanlara has bir özellktir.  Aşk dediğin unutmak tükenmektir diye bilip hiç unutmamaktır…

Aşk; herşeyi, her anı, her zamanı, her mekanı O ve diğerleri diye ayırmaktır.  Onsuz bir geçmişi buruşturup çöpe atabilmek, onsuz bir geleceği hayal bile etmemektir.

Aşk, Nazdır.  Tüm sevdaların olmazsa olmazı naz..  Türk’ün ta Türkistan’dan çıkıp geldiği, İstanbul’un Fatih’e ettiği naz…  Naz anlayana niyazdır.  Bilesin!

Aşk en çok da haddini bilmektir…

Ve aşk susmayı bilmektir, susabilmektir…

Aşk dediğin…

Neyse…

10月25日

istediğiniz resme tıklıyarak ortada açılmasını sağlayabilirsiniz


 

 

   ( BEYENDİYSENİZ EĞER; ALTTAKİ bloga al YAZISINI TIKLAYIN SİZİN ALANINIZDADA OLSUN Göz kırpmaVEDE ŞİMDİDEN HAYIRLI OLSUNGülümseme )

       

              

 

 

DOSTLAR OLMALI İNSANIN

DOSTLARI OLMALI İNSANIN,

AYNEN GEMİLERİN LİMANLARI GİBİ.

ZAMAN ZAMAN UĞRADIĞIN,YÜKÜNÜ BOŞALTTIĞIN,

DALGALAR DİNİNCEYE KADAR BEKLEDİĞİN KOYNUNDA.

SONRA AÇIK DENİZLERE UĞURLAMALI SENİ,

GERİ DÖNECEĞİN GÜNÜ BEKLEME UMUDUYLA,

BAZEN,RÜZGARA O AÇMALI YELKENİNİ,

YANAĞINA KONAN BİR ÖPÜCÜĞÜN COŞKUSUYLA,

HALATLARINI ÇÖZMELİ,

SENİ ÇOK AMA ÇOK ÖZLEMELİ.

DOSTLARI OLMALI İNSANIN,

ERMİŞ,BİLGE,HAYATI EZBERE OKUYABİLEN ,

DÜŞÜNMEDİKLERİNİ DÜŞÜNDÜREN,

SENİ BİR CAMBAZ İPİNDE,GÜVENDE TUTABİLEN,

GEREKTİĞİNDE SENİN İÇİN ATEŞİ YUTABİLEN,

YOLUNU IŞITAN OLMALI,

ŞEKİLLENDİRMEYI ÖĞRETMELİ HAYATIN ÇÖMLEĞİNİ.

SANA VERMELİ SOĞUK BİR KIŞ GÜNÜNDE

ÜZERİNDEKİ TEK GÖMLEĞİNİ….


 

10月5日

Fark etmeli

 
 
Farkında Olmalı İnsan
Kendisinin, Hayatın, Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen…
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını Fark Etmeli!
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını Fark Etmeli!
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu Fark Etmeli!
Henüz Bebekken “Dünya Benim!” Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların “Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum İşte!” Dercesine Apaçık Kaldığını Fark Etmeli!
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli!
Baskın Yeteneğini Fark Etmeli Sonra!
Azrailin Her An Sürpriz Yapabileceğini, Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini Fark Etmeli İnsan!
Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli…
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini Fark Etmeli!
Eşref-İ Mahlûkat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu Fark Etmeli!Ve Ona Göre Yaşamalı!
Gülün Hemen Dibindeki Dikeni Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü Fark Etmeli!
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını Fark Etmeli!
Sevdiğine “Seni Çok Seviyorum!” Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü Fark Etmeli!
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini Ama Arka Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu Fark Etmeli!
Zenginliğin Ve Bereketin Sofradayken Önünde Biriken Ekmek Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini Fark Etmeli!
Annesinden Doğarken Tertemiz Teslim Aldığı Gırtlağını 60-70 Yıl Sonra Sigara Yüzünden Azrail’e Soba Borusu Gibi Teslim Etmenin Emanete Hıyanet Sayılacağını Fark Etmeli!
63 Yıllık Ömründe Hiç Karnı Doymayan Bir Peygamber’in (S.A.V.) Ümmeti Olarak Aşırı Beslenme Yüzünden Sarkan Göbeğini Fark Etmeli. FARK ETMELİ!!!
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, O Da Bugündür…!!!
 
10月2日

:)


 

5 yaş sendromu Açık ağızlı
 

Ramazan 1
Bu gün evde bir acaiplik var.
Herkes sessizce işine okuluna gidiyor.
Annem 'Zeynep hadi sana kahvaltı hazırlayalım' dedi.
Kimse yemek yemiyor, su içmiyor.
Ablam bile!

Ramazan 5
Önce diyet yaptıklarını sanmıştım.
İzledim hepsini.
Akşama doğru hepsi sessizleşiyor.
Sofrayı hazırlayıp ezanı bekliyorlar.
Onları böyle seyretmek, öyle hoş ki.
Başka zaman, susmak bilmeyen ablamın bu hali içten içe güldürüyor beni.
Ama gülmeye cesaretim yok.

Ramazan 9
'Niye böyle yapıyorlar? ' Ablama sordum, 'Büyüyünce anlarsın..' dedi.
Zaten başka ne der ki…
Anneme sordum, Ramazan dedi.
Babama sordum, Oruç dedi.

Ramazan 11
Bu Ramazan ve Oruç isimli iki kişi, bizimkilere yeme-içme yasağı koymuş demek.
Arkadaşım Fatıma'ya sordum.
Onun ailesi de gündüzleri yemek yemiyor su içmiyormuş.

Ramazan 14
Kaşık çatal sesleri, konuşmalar duydum.
Uyandım.
Babama haber vermeye koştum, yatağında yok!
Çaresiz, huysuz ablamın odasına koştum.
O da yok!
Korkmadım, Ben bu hırsızların hakkından gelirim! ' dedim.
Aldım elime paspasın sapını, aniden açtım mutfak kapısını.
Sopamı havaya kaldırdım öylece kaldım oracıkta.
Bizimkiler yemek yiyorlar!
Vay uyanıklar.
Gündüz Oruç ile Ramazan'dan korkup gece yiyorlar.
Birde üstüme gülüyorlar…
Korkaklar.

Ramazan 17
Önceleri, Oruç ile Ramazan'ı bulup şikayet etmeyi düşündüm.
Fakat ablamın yemek yemedikçe pamuk gibi yumuşadığını fark ettim.
Babam ile Annem de artık tartışmıyorlar.
O zaman devam.
Belli ki Oruç ve Ramazan iyi kalpli iki amca.

Ramazan 19
Her gün bize beyaz başörtülü teyzeler geliyor.
Oturup birlikte Kur'an okuyorlar.
Her zaman ki gibi mobilyadan, gelinden, kaynanadan, konuşmuyorlar.
Ellerini açıp herkese dua ediyorlar.
Sevim teyze de başını örtmüş.
Çok da yakışmış

Ramazan 22
Her şey aynen devam ediyor.
Televizyonlar bile uslu uslu konuşuyor.
Hepsi akşam ezan okuyor.
İftar iftar deyip bütün şehir birden yemeğe başlıyor.
Ne hoş.

Ramazan 24
Oruç'u merak ediyorum.
Geçen gün Ayşe teyzem Annemle konuşuyorlardı.
Şöyle şöyle yaparsam Oruç bozulur mu?
Yok böyle olursa Oruç kaçar mı?
Demek ki Oruç, çok duygulu birisi.
İnsanlar kötü bir şey yapınca bozuluyor.
Kötülüğü gördüğü yerden kaçıyor.
Oruc'u ve Ramazan'ı artık iyice merak ediyorum.
Onlarla tanışmaya can atıyorum.

Ramazan 25
Bu günlerde herkes Kadir gecesinden bahsediyor.
Şimdiye kadar gecesi olan bir adam göremedim.
Bu Kadir de kim?
Bin aydan hayırlı gecesi varmış.
O gece uyumamak, namaz kılmak, Kur'an okumak önemliymiş.

Ramazan 26
İftarı çok sevdim.
Akşam yemek yemeye İftar diyorlar.
Gece yemek yemenin adı da Sahur.
İftar sonrası eğlenceler oluyor.
Babam camilere götürüyor bizi.
Herkes sokaklarda, camide, neşe içinde.

Ramazan 28
Merak içinde beklerken uyuyakaldım.
Kadir, gecesiyle beraber gelmiş gitmiş.
Ben göremedim.
Anlayamıyorum.
Bu yüzden ağabeyimi çok özlüyorum.
Ablama soru sormaya kalksam, bana doya doya gülüyor.
Sonra da arkadaşlarına anlatıyor, birlikte gülüyorlar.
Sinir oluyorum.
Abim uzak bir şehirde üniversitede okuyor.
'Abim ne zaman geliyor? ' diye aneme soruyorum.
'Bayram gelsin, o da gelecek' diyor.
Oruç, Ramazan, gece gelen Kadir'den sonra şimdide Bayram! ..
Soramıyorum 'Bayram kim? ' diye.
Neden o gelmeden abim gelemiyor?
Belki de abimin arkadaşıdır.
Çok özledim abimi.
Bayram'ı da alsın gelsin tanışalım.

Ramazan 29 / Arefe
Sonunda bir hanım ismi duydum.
Arife diyemiyorlar mı ne?
Arefe diyorlar.
Niye Arefe?
'Arife' olması gerekmiyor mu?
Yengemin adı gibi yani...
'Arefe geliyor, daha temizliği bitirmedik.' diyor Annem.
Demek ki Arife teyze çok titiz.
İyice telaşlandılar.
Bir Bayram diyorlar, bir Arefe, harıl harıl çalışıyorlar.
Temizlik yapılıyor.
Yemekler hazırlanıyor.
Anneme 'Bayram ne zaman gelecek? ' dedim, 'Arefe'den sonra' dedi.
Demek ki Bayram ile Arefe evli değil.
Akraba da değil.
Kafam karma karışık.
Salih abim bi gelse de her şeyi bana anlatsa.

Ve Bayram geldi

Sabah kalktığımda, herkesi kahvaltıda yakaladım! .
Oruç öldü heralde diye düşündüm.
Gece Abim gelmiş.
Sevinçten haykırdım.
Çok özlemişiz birbirimizi.
Bütün olanı biteni bir güzel anlattım Abime.
Yüzüme bakarken, bana tebessüm ettiğini gördüm.
Ablama sormamakla ne iyi ettiğimi anladım.
Abimin tebessüm ettiği yerde, Ablam kahkaha atar.
Abime küser gibi yaptım, hemen gönlümü aldı.
Bana her şeyi baştan anlattı, bu sefer de ben gülmeye başladım.

***

Abimden söz aldım.
Kimseye anlatmayacak, konuştuklarımızı yazmak için izin istedi.
Ben de verdim..
Ramazan günlüğü işte böyle ortaya çıktı.
Abim buna bir de isim buldu: 5 Yaş Sendromu.
Sendromu anlamadım.
Ama olsun, Abime güveniyorum.
Gerçi Ablam'a göre 4 yaşındayım.
Annem 5 yaşında olduğumu söylüyor.
Babam daha 4 yaşından gün almadı diyor.
Abim bu konu beni aşar diyor.

Bayramı çok sevdim.
Ama Ablam tekrar o sinirli haline dönecek diye, Ramazanın gidişine çok üzüldüm...

Bizim için her gün Ramazan olsa! ...
Ne iyi olur...

9月26日

???

85[1]

 

 

dua[1]

 

 

220_Kucuk[1]

 

 

 
y1pfpfesc9mtjvli2lnog9aex3[1]
 
 
 

affeden20kazanir202dp3vbj9[1]

 

 

65xy[1]

 

 

ayet4bm6fp4[1]

 

dinigif10ik[1]

 

lailaheillallahtn2[1]

 

soz2fa5th[1]

 

940367nebia38e5[1] 

 

 

gulvo0[1]

 

sfdgsdhsjr2[1]

Bir Kadını Ağlatırken Dikkat Edin..

 

Alıntı

Bir Kadını Ağlatırken Dikkat Edin..
Bir kadını ağlatırken dikkat edin...Çünkü....
Bir kadın çocuktur aslında.....
çocuk gibi davranmayı sever.erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister.

Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadını..
ama hiç bir kadın çocuk muamelesi görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa
dinlenilmesini,dikkate alınmasını ister.
Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz; Ama asla onu bir çocukolarak görmeyeceksiniz..
Bir kadın güçlüdür aslında.hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.ama
bu gücünü herzaman ortaya koymasını sevmez. İster ki,erkeğin gücü
kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin
yapmasını bekler. Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de
erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir. Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz.
Yapmak istediği birşey varsa mutlaka yapar.

Bir kadın sevgidir aslında.içinde her zaman sevgiyi taşır, sevdiklerinden
kolay ayrılamaz.sevdiklerini kolay kolay kıramaz.zor sever;ama,tam
sever.bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul
ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir.ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz.ancak beyninde
yer her an terk edilebilirsiniz.sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette. Bunun tek nedeni ise engelleyemedikleri acımak" >duygusudur.

Bir kadın yalnızdır aslında. Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O
dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın
kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine,ne kadar
kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız,onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.

Bir kadın çılgındır aslında.neler yapabileceğini erkek aklı hayal
bile edemez.üreticiliğinin sınırı yoktur.ama bunu ortaya çıkartmak için
hayatının erkeğini bekler.hoyratça harcamaz üreticiliğini.sadece
erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok
şanslısınız demektir.çünkü hayatın içinde olan herşey ancak kadınlar olduğunda
anlam kazanıyor. Yemek yemek,su içmek bile. Bir kadının elinden içtiğiniz
suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet >farkını
anlayabiliyormusunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size.anlamıyorsanız ne yazık ki
yaşamıyorsunuz

............bir kadını ağlatırken çok dikkat edin..!!! >
....... çünkü Allah gözyaşlarını sayar.....!!!!

kadın;erkeğin kaburgasından
yaratıldı,ayaklarından yaratılmadı..!!!
öyle olsaydı ezilirdi......!!! >
üstün olsun diye başındanda yaratılmadı......!!

AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI......

Eşit olsun diye......
kolun biraz altında...Korunsun diye...!!! >
KALP HİZASINDA SEVİLSİN DİYE!!!

ALINTIDIR..!
8月27日

ahde vefa

AHDE VEFA

Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki :

-          Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.

Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek

 -          Söyledikleri doğru mu diye sorar.

Suçlanan genç der ki :

-          Evet doğru.  

Bu söz üzerine Hz Ömer anlat bakalım nasıl oldu diye sorar. Genç anlatmaya başlar:

-        -  Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım. Ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Affedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir defa daha bakıyor. Hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım. Arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı, atım oracıkta öldü. Nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım, babası
öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret,
dedi. Hz Ömer:

-          Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam. Madem suçunu da kabul ettin, dedi. Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:

-          Efendim bir özrüm var, diyerek konuşmaya başladı: 

-         Ben memleketinde zengin bir insanım, babam, rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum, der. 

 Hz. Ömer der ki:

-          Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?

Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki: 

-          Bu zat benim yerime kalır. O zat Hz. Peygamber Efendimizin (sav) en iyi arkadaşlarından, daha yaşarken cennetle müjdelenen Amr Ibni As' dan başkası değildir. Hz. Ömer Amr'a dönerek: 

-          Ey Amr, delikanlıyı duydun, der. O yüce sahabe:

-          Evet, ben kefilim, der ve genç adam serbest bırakılır. Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur. Medine'nin ileri gelenleri Hz. Ömer'e çıkarak gencin gelmeyeceği, dolayısıyla Amr Ibni As'a verilecek idam yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz derler. Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir der ki: 

-          Bu kefil babam olsa fark etmez cezayı infaz ederim. Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki: 

-          Biz de sözümün arkasındayız. Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür. Hz. Ömer gence dönerek derki: 

-          Evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı neden geldin? 

Genç vakurla başını kaldırır ve (günümüz insani için pek de önemli olmayan): 

-          'AHDE VEFASIZLIK ETTI' demeyesiniz diye geldim der. Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibni As'a der ki: 

-         Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun, nasıl oldu onun yerine kefil oldun?. Amr Ibni As Allah kendisinden ebediyyen razı olsun, vakurla kanımızı donduracak bir cevap verir: 

-          Bu kadar insanın içerisinden beni seçti.'İNSANLIK ÖLDÜ 'dedirtmemek için kabul ettim, der. Sıra gençlere gelir, derler ki: 

-          Biz bu davadan vazgeçiyoruz. 

Bu sözün üzerine Hz Ömer: 

-          Biraz evvel babamızın kani yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz, der. Gençlerin cevabı da dehşetlidir: 

-          MERHAMETLİ İNSAN KALMADI' DEMEYESINIZ DİYE...

8月24日

Siğara sağlığa zararlı deyilmiş

MÜJDE!! SİGARA SAĞLIĞA ZARARLI DEĞİLMİŞ!!!           


Evet, şaka değil..

Sigaranın sağlığa hiçbir zararı yok, zararlı olan, kibrit ya da çakmak. ?

Yakmadığınız sürece sigaranın zararı yok.

Yanında kibrit ya da çakmak varsa, o zaman bir felaket..

Böyle küçük bir şaka ile bu yazıya başlamanın ilgi çekici olacağını düşündüm.

Birçok kişinin, bu haberi duymaktan mutlu olacağını biliyorum, ancak gerçek maalesef böyle değil..

“Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; dünyadaki en büyük sağlık sorunu sigaradır. Her 8 saniyede bir kişi sigaranın neden olduğu hastalıklardan dolayı ölüyor.

Sigara, içenlerin yarısını öldürmektedir. Her yıl  4 000 000 ölümün nedeni sigaradır. 2020’ de her üç erişkinden birinin ölümü sigaradan olacaktır.

Sigara, akciğer kanseri ölümlerinin % 90’ından, tüm kanser ölümlerinin % 30’undan, bronşit ölümlerinin % 75’inden, kalp krizi ölümlerinin % 25’inden sorumludur

Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 100.000 kişinin sigara nedeniyle öldüğü düşünülmektedir. Üstelik bütün bu ölümler, önlenebilir bir nedenden, yani sigaradan dolayı meydana gelmektedir.

Ülkemizde yılda 100.000 kişinin ölümü ne demektir? Bazen büyük rakamlar yeterince göze batıcı olamıyor, şöyle düşünün; ülkemizde her gün bir uçak düşse ve 300 kişi ölse nasıl hissederdiniz? Ya da, her gün 6 otobüs devrilse ve içinden sağ kurtulan olmasa?

Her yıl Marmara depreminden 3-4 tane olsa?

Bir şehrimize atom bombası atılsa?

Bu durumu yeterince kavrayan ülkelerde, sigara tüketimi azalmaya başladı. Örneğin A.B.D.’de son 20 yılda sigara tüketimi %30 azalmış. Buna karşılık, Türkiye’de ise sigara tüketimi, son 20 yılda %80 artmış.

Bu kadar tehlikeli olabilmek için, sigara, pek çok madde içeriyor, ancak bunların en zararlı 3 tanesi; nikotin, karbonmonoksit ve katran.

Nikotin, sigaranın tütünden kaynaklanan bir aktif maddesi. Enerjiyi, konsantrasyonu, el - göz koordinasyonunu artırır ve öfori yani mutluluk hali oluşturur, iştahı azaltır.



Bunlarla birlikte, ciddi bağımlılık oluşturma yeteneği var. Bunu, beyindeki bazı hormon düzeylerini artırmakla başarıyor.

Sonuçta, eroin ve esrardan 8 kat güçlü bir bağımlılık yaratabiliyor. Yani, sigara bağımlılığı, yalnız psikolojik bir bağımlılık değil, sigara, gerçek bir fiziksel bağımlılığa da neden oluyor.

Yoksunluğunda, huzursuzluk, uykuda bozukluk, konsantrasyon güçlüğü, göz- el koordinasyonunda bozulma, iştahta artış gibi bulgulara neden oluyor. Sonuçta aşırı sigara içme isteği ile, zararlı etkilerin devam etmesi mümkün oluyor.

Karbonmonoksit ve katran ise, direkt tütünden kaynaklanmıyor. Bunlar, yanma ürünleri olup, hem tütünün, hem de asıl olarak sigara kağıdının yanmasından kaynaklanıyor.

Karbonmonoksit, duman zehirlenmesinde olduğu gibi, kanda, oksijenin yerini alıp vücuda oksijen girişini engellerken, katran, sigaranın neden olduğu en korkunç hastalık olan kanserin, bilinen en tehlikeli etkeni.

Sigara içenlerde kanser ve kanserden ölüm oranı, içmeyenlere göre 15  ile  25  kat fazladır.

Sigara içiyorsanız, akciğer kanseri olma riskiniz  sigara içmeyenlere göre 13 - 22  kat, ağız kanseri olma riskiniz  3 - 30  kat, dişeti kanseri olma riskiniz  5 - 14  kat, dil kanseri olma riskiniz  4 - 33  kat, bademcik kanseri olma riskiniz  7 - 11  kat, gırtlak kanseri olma riskiniz  16  kat, yemek borusu kanseri olma riskiniz  , 8 - 10  kat, mesane kanseri olma riskiniz  3 - 5  kat, pankreas kanseri olma riskiniz  2  kat, böbrek kanseri olma riskiniz   5  kat, prostat kanseri olma riskiniz  2  kat, rahim ağzı kanseri olma riskiniz  17  kat, kan kanseri olma riskiniz  2 - 3  kat yüksek demektir.

Akciğer kanseri, dünyada en çok rastlanan ve en fazla ölüme yol açan kanserdir, akciğer kanserlerinin % 95’i sigaraya bağlıdır. Ülkemizde her yıl 40 bin kişide akciğer kanseri tespit edilmektedir.

Birçok sigara tiryakisinden şunu duydum: Eğer bana sigara içen birinin akciğeri ile içmeyen birinin akciğerini gösterebilirsen, belki duyacağım tiksinti, sigara içmemi engelleyebilir. Bu, tek başına yeterli değil ama, belki yardımı olur diye aşağıdaki fotoğrafa bakabilirsiniz.

Sigara içen                                                                       Sigara içmeyen


Sigara dumanı, akciğere ulaşmadan önce, ağız ve dudakla karşılaşır. Kanser yapıcı etkisi, burada başlar.

Dudak kanseri olmuş bir hastanın fotoğrafı, acaba, sigara içme isteğinizi azaltabilir mi? Şansımızı deneyelim..

Fotoğraf aşağıda..


Hadi kanser olmadınız diyelim. Solunum sistemi ile ilgili birçok problem sizi beklemekte.

Bademcik iltihabı, diş çürükleri, diş dökülmesi, sinüzit, burun iltihabı, orta kulak enfeksiyonları ve işitme kayıpları sık sık karşılaşılacak problemler. Kronik bronşit, sigara içenlerin %50 sinde oluşur.

Amfizem ve solunum yetmezliği, ileride sigara tiryakilerini bekleyen diğer tehlikeler.

Kalp ve Damar sistemi de sigaradan ciddi şekilde etkilenen bir başka sistem. Sigara içenlerde, iyi kolesterol olarak düşünülen HDL oranı azalırken, kötü kolesterol olan LDL oranı artmaktadır.

Damar çapında incelme ile birlikte, içeriden yağ plakları birikimi nedeniyle oluşan daralma sonucunda, damar tıkanıklıkları gelişmektedir.

Olay, gangren sonucu uzuv kaybına neden olabilmektedir. Bir de gangrenli bacak fotoğrafı umarım sabrınızı taşırmaz..
 



Hipertansiyon ve kalp damarlarındaki tıkanma sonucu gelişen kalp krizi sigaranın  diğer marifetleri.

“Sigara hazmı kolaylaştırıyor” diyenlere, sindirim sistemi üzerindeki etkilerinden bahsedelim.

Sigara, tükürük salgısını azaltır, yemek borusunun alt ucunun basıncını azalttığı için reflü hastalığına yol açar, ülsere zemin hazırlar ve  iyileşmesini geciktirir, özellikle alkol ile tüketildiğinde bu pankreas ve karaciğer kanserine zemin hazırlar, yemek borusu kanseri ihtimalini artırır.

“Sigara, dikkatimi toplamama yardımcı oluyor” diyenlere hayır diyemem, ancak erken bunamaya ve Parkinson hastalığının tanısının konmasında gecikmeye neden olduğunu da unutmayın diyebilirim. Beyin kanaması riskini 2 kat, felç riskini 3 kat artırdığını da ekleyelim.

Kadınlarda, adet düzensizliği, kısırlık, ciltte kırışıklık ve renk değişikliği, seste kalınlaşma, erken menopoz, kemik erimesi, hamilelik sırasında, dış gebelik, erken doğum, düşük ihtimallerini artırır.

Erkeklerde, prostat kanserine neden olabilir, sperm kalitesini bozar, iktidarsızlık ve cinsel isteksizliğe neden olabilir.

Sigara içenler, kendileri yanında sevdiklerine de zarar verirler. Sigara dumanını solumak zorunda kalanlarda
da, aynı etkiler ortaya çıkar. Evde sigara içiliyorsa, çocuklar ortalama günde 5 sigara içmiş olmaktadır. Bu evlerde yaşayan bebekler hastaneye 3 kat daha fazla başvurmakta, ani bebek ölümü riski 2.5 kat  artmakta, bebeklerde kolik tarzı karın ağrısı sıklığı 2 kat artmaktadır.  

Çocuklarda astım ve solunumsal enfeksiyon riski 2 kat artmakta, erişkinliğe ulaştıklarında da  akciğer kanseri, kronik bronşit sıklığı artmaktadır.  Kocası sigara içen kadınlarda da akciğer kanserinden  ölüm oranı 2-3 kat artmaktadır.  

Son olarak sigaranın neden olduğu çevresel zararlardan kısaca bahsedelim. Sigara nedeniyle, iş ve trafik kazaları oranı artar, çevre kirliliği oluşur. Birçok yangından da sorumlu olan sigaradır.

ABD'de sigaraya bağlı yangınlarda 2300 ölüm  5000 yaralanma ve 500 milyon dolar ekonomik kayıp olmuştur (1981).

Aydın’da 1999’da meydana gelen 165 yangından 83’ünün sigaraya bağlı olduğu saptanmıştır; 33 ev, 1 fabrika, 6 işyeri, 1 resmi daire, 13 araç ile 29 bahçe ve ormanlık alan.

Lütfen bu riskleri önemseyin.

Bunların hiçbiri benim başıma gelmez demeyin. Korkunç bir hastalıkla karşılaşan insanların çoğu da muhtemelen bana bir şey olmaz diyenledir.  

Sigara içmediyseniz, sakın denemeyin.

İçiyorsanız, bağımlılık oluşmadan hemen bırakmaya çalışın.

Bırakamıyorsanız, yardım isteyin.

Doktorlarınız, size sigarayı bıraktırmak için çok istekli ve yardıma hazırdır.



7月28日

türkiye

  
7月19日

===

22bp0[1]
 
 
sfdgsdhsjr2[1]
 
 
 

allahmuhammadky7[1]                              muhtarinkizi0zk1vb7[1]       

 

 

audici142[1]             

 

 

y1pKqHZkeU8oCvvh8vlshbJrbVIO0GDtQovGWkFhy08EjBice-Wb116sWHcoEhhfmY8[1]  

 

 

moh19vx[1]moh19vx[1]moh19vx[1]             

 

muhammeddh0[1]

 

 

59rp[1]